Selamlar Güzel Candaş’ım
Bu videoda eleştirilere karşı nasıl güçleneceğimiz ile ilgili 8 ipucu, 8 can simidi vereceğim.
Günümüz de en kolay şey eleştirmektir. Modern dünya benlik saygısına karşı nazik değildir. Eleştiri, iyi ya da kötü bir yargılama ya da değerlendirme terimidir. Her yerde karşımıza çıkıyor. Konu hakkında bilgisi olsun olmasın herkes herkesi acımasızca eleştiriyor. Bilinçli eleştiri yapanların sayısı maalesef çok az. Çünkü eleştirmenin kendine has bir üslubu ve edebi vardır. Aslında eleştirmiyorlar; çirkin, saldırgan, küstah bir tavırla yeriyorlar. Eleştiriyi yermekle karıştırıyorlar. Çünkü eleştiri yapıcıdır, yermek yıkıcıdır. Eleştiri yumuşaktır, yermek serttir. Eleştiri daha iyisi için bir uzlaşmadır, yermek savaşmaktır yok etmektir. Bu zaman da eleştiriler yerme şeklinde yapılıyor ve bu da yaralayıcı, acıtıcı ve üzücü oluyor. Hepimiz çocukluktan itibaren hayatımız boyunca çeşitli konularda eleştiriliyoruz. Aileler çocuklarının daha başarılı ve istedikleri gibi olması için “Görüyor musun bak!” ile başlayan cümlelerle eleştiriyor.
“Görüyor musun bak! Sen hiç ders çalışmıyorsun falanca kafasını kaldırmıyor.”,
“Görüyor musun bak! Sen sürekli oyun peşindesin, falanca tüm gün test çözüyor.”,
“Görüyor musun bak! Kuzenin mühendisliği kazandı. Bakalım sen nereyi kazanacaksın?”
Ailelerin hiçbir kötü niyeti yoktur aslında. Çocukları gayret etsin, iyi yerlere gelsin isterler. Ama bunu çoğu zaman doğru olmayan davranışla yaparlar. Hiç takdir görmeyen çocuklar özgüven düşüklüğü yaşarlar. “Ne yapsam beğenilmiyor!” diye düşünüp kendini değersiz hissederler. Edilgen ve durgun hale gelir. Çocukken belki çok fazla hissedilmeyen bu duygular büyüdükçe gün yüzüne çıkar. Bazı insanlar diğerlerinden bu konuda daha yaralı oldukları için eleştirilerden kolayca incinir. Başarısız olduklarında daha çok mahcubiyet hissederler. Eleştirileri, kişisel saldırı olarak algılar ve aşırı duygusal tepki verirler.
Hindistan’da dinlemiş ve çok etkilenmiştim. Eleştiriyle ilgili güzel bir hikâye var.
Çok ünlü bir ressam varmış Hindistan’da. Herkes bu ressamın yaptıklarını eşsiz bulup çok beğenirmiş. Ona renklerin ustası anlamına gelen ‘Ranga Guru’ ismini takmışlar. Aynı zamanda resim dersleri de veriyormuş. Yetiştirdiği bir öğrenci eğitimini tamamlamış. Ve son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş. Ondan resmini değerlendirmesini rica etmiş. Ranga Guru resme şöyle bir bakmış ve demiş ki; “Sen artık benim gözümde çok büyük bir ressamsın. Halkın da resmini değerlendirmesi önemli. Şimdi bu resmi al şehre götür ve en kalabalık meydanına koy. Yanına da bir kırmızı kalem ile şu yazıyı yazıp bırak. “Lütfen, beğenmediğiniz yerlere çarpı işareti koyunuz.” Öğrenci söyleneni yapmış ve birkaç gün sonra, resme bakmaya gittiğinde gözlerine inanamamış. Emeğini ve yüreğini ortaya koyarak yaptığı tablo, kırmızı çarpılarla dolmuş. Neredeyse resmi gözükmüyormuş. Öğrencisi bu durumu içerlemiş ve tabiki çok üzülmüş. Tabloyu alıp ustasına götürmüş. Ranga Guru sakin bir tavırla üzülmemesini ve aynı resmi tekrar yapmasını söylemiş. Öğrencisi buruk bir şekilde yeniden yapmış resmi ve yine aynı heyecanla hocasına götürmüş.
Üstat, tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Yalnız bu defa yanına rengarenk boyalar ve birkaç fırçayla birlikte şu yazıyı yazmasını söylemiş. “Lütfen beğenmediğiniz yerleri düzeltiniz.” Öğrencisi söyleneni yapmış. Birkaç gün sonra tekrar, bu sefer kaygılanarak gitmiş. Bir bakmış ki resmine dokunan olmamış. Fırçalarda, boyalar a hiç kullanılmamış. Tabi ki çok mutlu olmuş. Hemen hocasına gitmiş ve anlatmış bütün olanları. Ranga Guru derin bir nefes alarak, hafif bir tebessümle
“Sevgili öğrencim, sen ilk seferinde insanlara fırsat verdiğin zaman acımasızca eleştiri saldırılarına uğradın. Hayatında resim yapmamış insanlar bile gelip resmini karaladı. Bu duruma çok üzüldün. Oysa ikinci seferde, onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarına fırsat verdin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkışmadı, cesaret edemedi. Çarpı koymak, beğenmemek, karalamak, saldırmak çok kolaydır. İnsanlar başkalarında kusur aramada pek aceleci, pek acımasızdır.
Sevgili öğrencim; mesleğinde usta olman yetmez. Aynı zamanda bilge de olmalısın. Emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Onların gözünde senin emeğinin hiçbir değeri ve karşılığı yoktur. Sakın, emeğinin değerini bilmeyenlerle tartışma.” demiş…
Görüldüğü üzere, hepimiz gündelik hayatımızda özellikle şu sosyal medya da bu gibi kişilerle karşılaşmıyor muyuz? Öfkesini kusanlar, şu yanlış, bu olmamış, bu hatalı diye yazıp duranlar. “Lütfen siz bana nasıl yapılacağını gösterin?” dendiğinde tek bir söz dahi söylemeyenler. Eleştirmek kolaydır, ama yol göstermek, yapıcı olmak gerçekten bilgi ve edep gerektirir. Çocuklara nasıl mutlu olacağını öğretmemiz gerekiyor. Böylece hayatları boyunca ürettikleri ortaya koydukları şeylerin onaylanmasını değil de kıymetini bilsinler ve kendilerini üzmesinler.
Peki yıkıcı eleştiri yapan, devamlı yeren insanlar nasıl kişilerdir? Üretilen ve yaratıcı olan hiçbir şeyi beğenmezler. Sabit fikirlidirler. Gelişime ve farklılıklara kapalıdırlar. Zaman harcayıp emekle yaptığın işlere muhakkak olumsuz bir kulp takarlar. Acımasızca eleştirdiği kişiler üzülürse içten içe mutlu bile olurlar. Her şeye karşı bitmeyen öfkeleri vardır. Ve bunu zorbalık derecesinde yaparlar. Bunu sosyal medyada tanınmadan yapabilmek için sahte hesap açıp maalesef rahatça yaparlar. Kendisi üretmediği için üreten kişileri aşağıya çekmek adına alaycı söz ve küfür kullanırlar. Bu durum toplumun temel özelliklerinden biri haline gelirse maalesef linç kültürüne dönüşür ki, hepimiz için çok zararlı hale gelir. Yapılan işleri beğenseler bile bunu belli etmezler, dile getirmezler. Karşısındakinin hiçbir doğrusunu görmezler. Görmedikleri gibi hatasını ararlar ve bunu hemen yüzüne vurmaktan da çekinmezler. Kendilerini asla mutlu hissetmezler asık suratlıdırlar. Ve dikkat edin hep bir huzursuzluk içinde yaşarlar. Kendi hatalarını görmezler, söylersen kabul etmezler. Sanki her şeyin en iyisini onlar yapar. Her türlü eleştiri ve yorumu yapmaya hakları olduğunu düşünürler. Kendilerinin eleştiriye açık ancak karşısındakinin hep kapalı olduğunu söylerler. Kendilerini eleştirecekseniz hep olumlu yanlarını söylemeniz gerekir, aksi takdirde ağız dalaşı yapmaktan çekinmezler. Ve aynı zamanda kompleksli, egolu, kibirli ve korku dolu insanlardır. Kendileriyle barışık değillerdir. Sevgiden, merhametten, duygudaşlıktan yoksundurlar. Hayat tecrübesi ve sevgi açısından epeyce yol kat etmeleri, kendilerini geliştirmeleri gerekir.
Şimdi eleştiriye açıklığını güçlendirmek için 8 ipucu, can simidi vereceğim.
1-TEPKİSEL OLMA!
Onunla aynı alana girme. Kendi enerji ve frekansını koru. Sakinliğini sükûneti bozma ve yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam et.
2-KİŞİSEL DEĞERLERİNİ KORU!
Eleştiri değerlerine ve karakterine yapıldığını düşünüp hemen savunmaya geçme. Eleştiriyi yeni bir mercekle gör. Kişiliğine değil, fikir ya da davranışlarına ait bir geri bildirim olduğunu düşün.
3-PSİKOLOJİK MESAFE KOY!
Eleştirenlere duygusal ve düşünsel mesafe koy. Söylenenleri yanındaki üçüncü kişiye söyleniyormuş gibi dinle. Bu tür psikolojik mesafe oluşturmak, savunma yapmaktan çok daha iyidir. İncinmekten ziyade taraf olmak, nesnel olmak, objektif olmak çok iyi gelecektir dinlerken sana da. Daha etkili olacaksın ve sonrasında ne yapacağına daha doğru karar verebilirsin. Bunu bir de ders ve öğrenme fırsatına çevir.
4- ELEŞTİRİNİN İÇİNDEKİ GERÇEĞİ GÖRMEYE ÇALIŞ!
Yıkıcı eleştirilerin bazı zamanlar gizli hayranlık barındırdığı söyleniyor. Eleştirinin derinine inip gerçek sebebini bulmaya gayret et! İyi niyetini koru.
5-BAŞKALARININ SENİ AŞAĞIYA ÇEKMESİNE İZİN VERME!
Sen yaptıklarından ve kendinden emin ol. Haksız yargıları ve edepsiz eleştirileri duymazdan veya görmezden gel. Ancak işin ehlinden gelen eleştirileri ve tavsiyeleri can kulağıyla dinle ve gözlerini dört aç ve bu ayırımı lütfen iyi yap.
6-SEVGİYLE VE ŞEFKATLE KARŞILA!
Seviyesiz ve hadsiz eleştirilere hemen sinirlenme. Nezaketle ve zarifçe sor bakalım kendisi senin yaptığın gibi bir işin içinden çıkmış mı? Hiç sanmıyorum. Varsayalım olmuş, yine de onun tecrübesiyle seninkinin aynı olmayacağını kalp diliyle bunu ona anlat. Fakat aman dikkat et. Biraz önce de söylediğim gibi bunun için güçlü bir duygusal ve düşünsel bağışıklık sistemine sahip olman gerekir. Ona örnek olmaya çalışırken yine söylediklerinin etkisi altında kalma. Sadece yaralı bir yüreğe merhem olmak için bunu yapıyor ol.
7-EDEPSİZ ELEŞTİRİLER ÇIKAN AĞIZLARA AİT OLDUĞUNU BİL!
Biri eğer seni kaba eleştiriyorsa bil ki bu durum tamamen onunla ilgilidir. Kişisel algılama ve lütfen moralini bozma. Belki daha önce kendisi de kötü eleştirilere maruz kalmıştır. Kendisini büyük ihtimalle yetersiz ve başarısız hissediyordur. Farkında olmadan yapıyordur. Yapabildiklerin ve başarın onu rahatsız etmiştir. Eğer mutlu olsaydı seni de aşağı çekmeye çalışmazdı ki, aksine yapıcı ve destekleyici tutumla sana yardımcı olurdu.
8-BU HAYAT SENİN, YÜREĞİNİ ORTAYA KOY!
Daima hatırla, birileri sana saldırıp çekiştiriyorsa bir şey ortaya koymuşsundur. Ürettiklerinle, yaptıklarınla, yaratıcılığınla cevap ver. Bir şeyi aşkla yapıyorsan doğrudur ve meyvelerini er ya da geç alırsın. Onlar eleştirirken sen sabırla, çabayla, azimle devam et.
Hep beraber eleştiriyi yermekle ve zorbalıkla karıştıranlara yardımcı olalım, farkındalık yaratalım. Çünkü daha sevgi ve saygı dolu bir dünya da huzurla yaşayalım ve yaşatalım istiyorum.
Güzel Candaş’ım bir videonun daha sonuna geldik.
Sen yıkıcı eleştirilere karşı motivasyonunu yüksek tutmak için neler yapıyorsun?
Videomun altına lütfen yorum olarak paylaş. İlham ol, olur mu?
Bağlantıda kal…
Hoşça kal…
Aşkla kal…