Bilinmeyen Gerçekler – Kişisel Gelişim Hikayesi 19

Bir gün adamın biri Hz. Musa’ya gelmiş:
– “Ya Musa ne olur dua et, ben hayvanların dilinden anlayayım ve bundan kendime hisseler çıkartarak daha iyi bir insan olayım.” demiş.

Hz. Musa:
– “Lütfen kendi işinle ilgilen, kaldıramayacağın bir yükün altına girmeye sakın çalışma, bu halin senin için daha hayırlıdır.” demiş.

Fakat adam dinlemeden ısrar etmeye devam edip:
– “Ya Musa, ne olur hiç değilse sadece kapımda yatan köpeğimle, horozumun dilini anlayayım.” demiş.

Hz. Musa her ne kadar bundan vazgeçmesi için çalıştıysa da adam ısrarında devam etmiş. Bunun üzerine Hz. Musa, onun için dua etmiş. Adam da sevinerek ve heyecanla evine geri dönmüş. Ertesi sabah adamın hizmetçisi sofrayı kurarken bir parça ekmek yere düşürmüş. Horoz koşarak bunu hemen kapmış.

Köpek de buna kızmış:
– “Be horoz bu yaptığın doğru mu? Sen buğday da yiyebilirsin arpa da. Mısır da yiyebilirsin, küçük taneli çoğu şeyi de. Ben yalnız bu ekmeği yiyebilirdim, neden benim rızkımı kapıyorsun?” demiş.

Horoz da:
– “Haklısın fakat hiç tasalanma yarın bizim efendinin eşeği ölecek, sen de böylece karnını doyuracaksın.” demiş.

Adam artık kapısındaki horozun ve köpeğin konuşmasını duyabiliyormuş. Duydukları karşısında hemen önlem almak isteyerek, kurnazca ve bencilce hareket etmiş ve eşeği pazara götürerek satmış. Ertesi sabah da merakından tekrar, köpekle horoz ne konuşacaklar diye onların yanına gitmiş. Bakmış hayvanlar yine konuşuyormuş. Adam yine oturmuş, başlamış onları dinlemeye.

Köpek horoza sitem ediyormuş:
– “Yahu horoz hani eşek ölecekti, ben de bir güzel karnımı doyuracaktım.”

Horoz:
– “Eşek ölmeye öldü lakin başka bir yerde. Çünkü sahibimiz onu sattı. Fakat hiç merak etme yarın at ölecek, o zaman da daha büyük bir ziyafete konacaksın.” demiş.

Bunu duyan adam hemen ahıra koşmuş, atı aldığı gibi pazara götürüp satmış. Yine sevinerek evine dönmüş.

Adam:
– “Bu hayvanların dilini öğrenmem çok iyi oldu. Böylece birçok zarardan kurtuldum.” diye düşünmüş.

Ertesi sabah yine acaba ne konuşacaklar diye köpekle, horozun yanına gitmiş.

Köpek yine horoza sitem edip, duruyormuş:
– “Yahu horoz bu sefer de dediğin olmadı, yoksa sen yalana mı başladın.” demiş.

Horoz:
– “Hayır ben yalan söylemedim at ölecekti, lakin sahibimiz onu sattı. Fakat merak etme, yarın sahibimizin çok değerli kölesi ölecek o zaman onun hayrına pilavlar, helvalar verilecek hepimiz doyacağız.” demiş.
Bunu duyan adam o gün hiç beklemeden, kölesini de pazara götürüp satmış. 

Ve yine;
– ” Bu horozla köpeğin dilini öğrenmem çok iyi oldu. Böylece birçok zarardan kurtuldum.” diye düşünerek sevinmiş ve ertesi gün tabi ki yine köpekle horozun yanına koşarak gitmiş.

İkisi yine konuşuyorlarmış. Köpek bu sefer daha da kızgınmış:
– “Yalancı horoz, hani köle ölecek, bu sayede karnımız doyacaktı, günlerden beri yalanınla avutuyorsun, bu sana yakışır mı?”

Horoz:
– “Ben yalancı değilim ve yalan kesinlikle söylemem. Köle öldü fakat başka yerde, burada değil. Çünkü biliyorsun ki sahibimiz onu sattı. Fakat hiç iyi etmedi. Çünkü, bu sefer sıra kendine geldi. Zira evimizde ilkin kaza ve bela eşeğe gelecekti, böylece sahibimiz beladan, kazadan kurtulmuş olacaktı. Eşeği satınca, onun yerine ata geldi, atı da satınca, köleye geldi. Köleyi de satınca bela ona gelecek. Sıra onda, yarın sahibimiz ölecek, o sayede hepimiz doyacağız.” demiş.

Bunu duyan adam pişman olsa da ahlanıp, vahlasa da, iş işten çoktan geçmiş…

KISSADAN HİSSE

Yaşamın her zaman belli bir derinlik kalitesi vardır. Bu sebeple gereksiz, sahte arzuların ötesine geçmeyi bilmeliyiz. Hayat olması istediğin gibi değil, hayat olduğu gibidir. Hayatın bazı şeylerini değiştirme şansın yoktur.

Bir şeyin iyi görünmesi onun her zaman iyi olduğu anlamına gelmez. Ve başta kötü bir durum gibi görünen bir olay da aslında iyi olabilir. Bazen bizim çözüm sandığımız şey işleri daha da kötüye götürebilir. Yani her anahtar her kilidi açmaz. 

Eğer her şeyin kontrolü ve iradesi; kaotik zihniyle, eğitilmemiş nefsiyle kişinin elinde olsa aynı hikâyede olduğu gibi, kişiyi epeyce yanılgıya düşürür. Hayatın getirilerine, isyana düşmeden kabul etmek ancak gerekli çabayla ve aşkın gücüyle yaşamak ve paylaşmak gerekir. 

Görünenin ötesine bakmak; içinde olan gizli anlamı bulmak kolay değildir. Bazen gerçek söylenmeyende ve duyulmayanda gizlidir. Görünmeyende olan gizli manayı keşfetmen için sezgini, kalpten gelen içsel hissiyatını geliştirmek çok önemlidir.  

İsviçreli ünlü Psikiyatr Carl Jung;
“Kendi kalbine bakamayanın yaşamı bulanıktır; kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler, gönlünün muradını keşfedenlerdir. Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur, içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.” demiş. 

İnsanın önce kendi yüreğini görebilme cesaretine erişmesi gerekir. Yoksa hem başkasının yüreğini göremez hem de kendi için söylenen hayırlı sözleri de duyamaz. Ancak kendi içine bakan uyanır, aydınlanır.

Hayatın sunduğu bütün manaları derinden anlayabilmen ve kalpten yaşayabilmen dileğimle…

Leave us a Comment

Your email is never published nor shared. Required fields are marked (Required)

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.