Günün birinde bir Kral önemli şahsiyetleri sarayına çağırmış. Onları bir teste tabi tutup, başarılı olana önemli bir görev vermek istemiş. Büyük ve sağlam bir kapının önünde toplanmışlar.
Kral herkese dönüp seslenmiş;
-“Bu kapı, krallığımdaki en büyük ve en sağlam kapıdır. Sizler de bu krallığımın en güçlü ve en akıllı insanlarısınız. Bu kapıyı hanginiz, ne şekilde açabilir? Bana söyleyin.” demiş.
Sarayın ileri gelenlerinden bazıları koskoca kapı önünde süklüm püklüm olmuşlar. Bazılarıysa hemen fikir yürütmeye çalışmışlar.
-“Adamlarımı getiririm, emir veririm hemen açtırırım.” diyen de olmuş,
-“Ateş toplarını getiririm, yakarak açarım.” diyen de.
Çoğu, kapının açılmayacağı konusunda hemfikir olmuşlar. İçlerinden genç bir vezir, fikir beyan etmek yerine şaşkın bakışlar arasında kapının yanına gitmiş. Elleriyle kapıyı şöyle bir yoklamış. Hafif bir omuz darbesiyle, zaten açılmaya hazır kapı hemen açılıvermiş. Çekinmeden, sadece cesaretle denemek yeterli olmuş.
Kral da, genç vezire dönerek:
-“Sadece fikir üretmek yerine cesaret gösterdin. Kendi gücünle denemeyi göze alarak kapıyı açtığın için bu görev senindir.” demiş.
KISSADAN HİSSE
Görüldüğü üzere, bir sorun karşısında farklı çözümler üretmek güzeldir. Ama hikayedeki gibi cesaretle denemek, anında sorunu ortadan kaldırabilir. Fikirleri eyleme dönüştürmek gerekir. Günümüzde fikri çok olan ama deneyime açık az insan vardır. Bir şeyi ilk defa yapmak ya da hata yapmaktan korkmak sınırlandırır. Bu nedenle eyleme geçmede çekimser kalınır.
Zihin çok oyuncudur. Bazen çok küçük bir şeyi çok büyük gösterir. Konfor alanından çıkmak istemez. Kişiyi sınırlandırır. Halbuki yürek öyle değildir; deneyime, yeniliğe, farklılığa açıktır.
Hz. Mevlana der ki;
“Gönül nereye akar, ayak oraya koşar.”
Bu sebeple, gönlünün aktığı yerlerde deneyim yaşamak gerekir. Koşullandırmalardan, kısıtlamalardan, sınırlardan, kalıplardan uzak durmak gerekir.
Sevdiğim bir söz var; “Uzaktan cesur olmak kolaydır” diye. Gerçekten, uzaktan “yaparsın, edersin, niye yapmıyorsun” diyen çoktur ama hayatta taklit edilemeyecek konular da vardır. Hiçbir zaman cesaret, aşk, merhamet, içten gülümsemek taklit edilemez. Bunların hepsi yürekten gelir, sahicidir, gerçekçidir, hakikidir, hakikatle bağlantılıdır. Cesur olacaksan kendin olacaksın ve bu senden yayılacak. Aynı bir göle taş atıp, taşın merkezinden dalgaların yayıldığı gibi senin merkezinden yayılacak.
Eğer cesur olmak istiyorsan, lütfen cesaret sahibi insanlarla arkadaşlık, yoldaşlık, candaşlık yap. Cesur olmak hayatı yürekten yaşamaktır.
Yüreğinle cesurca yaşaman ve yaşatman dileğimle…