Kaygıyı Doğal Çözümlerle Azaltman için 6 Tavsiye | 14

Merhaba Güzel Candaş’ım;

Bu videoda kaygıyı doğal çözümlerle azaltmanın yollarını paylaşacağım. Umarım şifa olur. Kaygı, hayatın bir parçasıdır. Kaotik bir dünyada yaşamanın getirisidir. Yine de kaygı o kadar da kötü değildir. Tehlikenin farkına vardırır ve hazırlıklı olman için seni motive eder ve riskleri görmene yardımcı olur. Kaygı günlük bir mücadele haline geldiğinde, daha fazla büyümeden önlem alınmalıdır. Kontrol edilemeyen kaygı yaşam kaliteni büyük ölçüde etkiler.

Bazılarımız geçmişte yaşar, bazılarımız gelecekte, çok azımızsa anda yaşar. Çoğu zaman keşkeler ve acabalar hayatımızı derin çıkmaza sokar. Keşke’yi geçmiş hatalarımız için kullansak da aslında o anda farklı davranmanın gelecekteki olayları değiştireceğine inandığımız için kullanırız. Acabayı da olmayanın üzerinde sürekli tahmin ve olasılık üretmekte kullanırız. Ya olmuş bitmiş bir olayın üzüntüsünü yaşarız ya da olmayan olayların kaygısını taşırız… Geçmişi değiştiremeyiz fakat yaşadığımız anın içinden geçerken geleceğin tohumlarını bir güzel ekebiliriz. Daha henüz olmamış bir olayın kaygısını, koltuk altımızda bir karpuz gibi taşımaktan anın fırsatını kaçırmış oluruz. 

Çoğu zaman işini kaybetmekten, yeni bir iş bulamamaktan, kazancının gelecek için yeterli olmayacağından, sevdiklerinden ayrılmaktan, başarısız olmaktan, sağlığı kaybetmekten hatta bazen hiç sebep yokken bile kaygılanır insan.  

Elbette gün geçmiyor ki insanların da kaygı için haklı sebepleri çıkmasın. Ülkemizde ve dünyada yaşanan maalesef talihsiz, üzücü ve can sıkıcı olaylar bu kaygıyı destekler nitelikte gelişiyor. Her gün yeni bir haberle insanların içi biraz daha daralıyor, kararıyor. Özellikle bu gidişat gençlerin gelecek kaygısını daha da çok artırıyor. Her sene üniversiteden mezun olanların kendi mesleğini yapamadığı gibi, işsizlik oranının giderek artması gençlerimizde baskıyı çoğaltıyor. Bunun üzerine alamadıkları eğitim zor şartlarda girdikleri sınav ve giderek artan belirsizlikler haklı olarak yüreklerinde ağır bir gelecek kaygısına neden oluyor. 

Peki kaygı nedir? Kaygı neden oluşur?

Kaygıyı kısaca açıklamak gerekirse; İnsanlar bir uyaranla karşılaştığı zaman, örneğin; sınav, iş görüşmesi, maddi kaynak azalması, salgın hastalıklar, kötü ekonomik şartlar gibi olayların kendi isteğinin aksine gelişeceğini düşünmesiyle yaşanan endişe ve yoğun huzursuzluk halidir. Beraberinde bedensel, zihinsel, duygusal rahatsızlığı da getirir.

Kaygı kontrolü olmaması halinde yaşam çekilmez bir hal alır. Ve korku gibi algılanmaya başlar.

Kaygı ve korku genellikle aynı anlamda kullanılan kavramlardır ama aslında farklıdır. İkisinin ortak özelliği tehlike anında hissedilen durumda ortaya çıkan fiziksel ve duygusal tepkidir. Kaygıda korkudan farklı olarak anda yani şimdiki zamanda tehdit eden bir uyaran söz konusu değildir. Kişinin düşüncelerinde kendisinin ürettiği bir kurgudur. Karşınıza bir timsah çıktığında korkarsınız. Ama ortada timsah yokken çıkacağını düşünmek kaygıdır. Zihnimiz hayalle gerçeğin arasındaki farkı çok anlayamaz, bu nedenle, düşünceler gerçek olayla neredeyse aynı etkiyi yaratır. 

Zaman zaman kaygı normaldir. Sorunlar kaygı yönetimi olmadığında, devamlı ortaya çıkmasıdır. Kaygı seni esir alır.  Gelecek ve bilinmeyenle ilgili daima endişeli olursun. Zihin durmadan olumsuz senaryolar üretir. Kronik ve her şeyi tüketen kaygı, günlük yaşamında özgürce ve sakin bir şekilde çalışma yeteneğini köreltir. Düşünceleri tüketir, mantıksal olmanı engeller. Kişiyi yıkıma sürükler. Bir sınav kazanamayacağını hiç ara vermeden düşünmek, bu düşünceye esir kalmak motivasyonunu ve enerjini bozduğu gibi kazanma şansını bitirebilir. Bu örneği hayatında çok fazla örnekle bağdaştırabilirsin. Sonuç her durum için aynıdır. 

Kaygı çekmek tüm canlılar içinde sadece insana aittir. Kuş uçar, balık yüzer. Her hayvan kendi doğasında anda yaşar. Bir sonraki gün bilgileri yoktur. Kediler ve köpekler gibi küçük can dostları beslediysen bilirsin sadece acıktıkları kadar yerler. Genellikle biriktirmezler. Sadece yavruları varsa onlara götürürler. İnsansa, düşünür, program yapar, tasarruf eder. Bunun sebebi diğer canlılardan farklı olarak insanlarda üst bilişin olmasıdır. Üst bilişin kişinin anlayışının, düşüncesinin farkında olması, izlemesi ve değerlendirmesi için kullanılan süreçleri ifade eder. Bu nedenle insan zamanın farkındadır. Kendisini bekleyen bir gelecek olduğunu hatta bazı şeyleri kontrol edemeyeceğinin bilincindedir. Bu düşünme süreci insanda ya kaygıya dönüşür ya da tedbirli ve planlı olmasını sağlar.

Aşırı kaygının gerçekliği bozan etkisi olur. Objektif bakış açını bertaraf eder. Yapılabilir olduklarını yapamaz hale getirir. Dikkatini zamanla negatif uyaranlara daha çok yöneltir.

Bu durumlarda, iştah eksikliği, uykusuzluk, odaklanamama, seyahat edememe, hayattan zevk alamama, hatta evden çıkmama, gibi sorunlar yaratır. Belirtiler çok fazla ve ağırsa lütfen ama lütfen işinin ehli bir doktordan destek al olur mu?

Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde kaygılanmamanın kolay olmadığını biliyorum. Dünyada dönen çok fazla felaket haberi var. Hatta felaket tellalları da cabası. Etkilenmemek neredeyse mümkün değil gibi görünüyor. Bir şeye ne kadar çok odaklanırsan o şeyi o kadar çok büyütürsün. Bunları izledikçe ve dinledikçe ister istemez kaygın çoğalır. Öncelikle yapman gereken şey Detoks… Detoks… Detokstur… 

Olumsuz haberlere detoks, olumsuz konuşanlara detoks, felaket tellallarına detoks, kendi olumsuz düşüncelerine bile detoks… kaygını artıran her şeye detoks lütfen… Sakin olduğunda sorunlarına getirdiğin çözümlere sende şaşıracaksın. Mevlâna çok güzel söylemiş; ‘Şu içinde bulunduğun tek anlık ömrü fırsat bil. Ve onunla meşgul ol. Ne geçmişe üzül ne gelecekten kork’ demiş.

Aşırı derecede kaygının lütfen seni ele geçirip iki büklüm, çaresiz bırakmasına, çözüm olasılıklarını görmene engel olmasına izin verme… Martin Luther King şöyle demiş; ‘Uçamıyorsan koş, koşamıyorsan yürü, eğer yürüyemiyorsan sürün, ama hareket etmeye devam et. Geleceğe yürümeyi sürdür.’ Daha az kaygılı hissetmeyi ve baş etmeyi öğrenmelisin, böylece seni yaşamaktan alıkoyamasın. 

Kaygıyı dozunda yaşaman, daha az hissetmen için şimdi doğal çözümler zamanı…

Sana 6 ipucu 6 can simidi vereceğim, hazır mısın?

1-ALKOL, SİGARA VE KAFEİNDEN UZAK DUR:
Alkol ve sigara Kaygılı ve stresli zamanlarında bir yatıştırıcı gibi kullanılır. İlk başlarda belki biraz sakinleştirir gibi gelir, ne var ki sonrasında kaygıyı ve stresi daha da kötüleştirecek sağlıksız bir çözüm olur. Sorunu kökten gidermek yerine bu yollara başvurursan üstüne üstlük bir de bağımlılık yaratmış olursun. Ayrıca kafein tedirginliğe ve huzursuzluğa neden olabilir. Araştırmalar, kafeinin kaygı bozukluklarına sebep olabileceğini veya kötüleştirebileceğini göstermiştir. Bunlardan hiçbiri arkadaşın değildir ve olamazda. Lütfen dikkat et…

2-İŞLENMİŞ GIDALARI TÜKETME:
Yapay tatlandırıcılar, yapay renklendiriciler, kimyasallar ve koruyucular içeren gıdalar bazı insanlarda ruh hali değişikliklerine sebep olabilir. Ve yüksek şeker oranlı bir beslenme şeklide mizacı etkileyebilir. Özellikle kaygınız yemekten sonra artarsa yeme alışkanlığınızı muhakkak gözden geçirin. İşlenmiş yiyecekleri mutfağınıza sokmayın. Susuz kalmamaya özen gösterin ve olabildiğince doğal beslenmeye gayret edin.

3-YOGA, NEFES ve MEDİTASYON UYGULAMALARI YAP:
Bu listede de yoganın olacağını sen de tahmin etmişsindir güzel Candaş’ım. Çünkü yoga çalışmaları fiziksel, zihinsel ve duygusal sağlınız için çok değerlidir. Hem bu sadece kısa vadeli bir çözüm değildir kalıcıdır. İnsanların dünyaya bakışını değiştirir. Olumlu yanları da görmeye yöneltir. Yoga, iyi hissettiren ve mutluluk duygularını arttıran, stresi azaltan endorfin hormonunun sağlıklı çalışmasını da sağlar. Sığ ve hızlı nefes almak kaygıda yaygındır. Bu sebeple derin, sakin, yavaş ve düzenli nefes egzersizleri kaygıyı azaltır ve seni meditasyona hazırlar. Meditasyonun temel amacı kaotik düşünceleri zihinden uzaklaştırmak ve onları şimdiki anın sakinliğiyle ve farkındalığıyla yer değiştirmektir. John Hopkins Üniversitesi araştırmasına göre, 30 dakikalık meditasyon kaygı ve depresyon belirtilerini hafifleteceğini öne sürmüştür. Çalışmalarda mükemmel olmana gerek yok. Sadece başlaman ve düzenli uygulaman yeterli olacaktır

4-KENDİNİ TOPRAKLA:
Topraklanma yer kürenin dingin ve sakinleştirici enerjisiyle bağlantı kurmaktır. Yalın ayak toprakta yürüyerek, bir ağaca sarılarak yapabilirsin. Stres, kaygı, telaş halinde çok işe yarar. Topraklanma konusunda ilginç bir bilgi paylaşmak istiyorum. Pepperdine Üniversitesi’nde psikiyatri profesörü olan John Tsilimparis kaygı başladığında somut bir şeyler yapın diyor. Şimdi iki somut uygulamasını paylaşmak istiyorum. İlki evinizin anahtarlarını elinize alıp, parmaklarınızı anahtarların üzerinde gezindirmek ve masaj gibi dokunuşlar yapmak. İkincisi bir buz kalıbını tutabildiğiniz kadar elde tutmak.  Bunların topraklanmayı sağladığını söylüyor. Zihniniz aynı anda iki farklı yerde olamaz. Bu çalışma sizdeki var olan kaygılı düşünceleri anahtara veya buz kalıbına geçirecektir demiş. Benim de sevdiğim uygulamalardır. Denemende fayda var.

5-AROMATERAPİNİN GÜCÜNÜ KULLAN:
Aromaterapi kısaca binlerce yıl öncesine dayanan kokulu bitkilerin öz yağlarıyla yapılan bir tamamlayıcı tedavi yöntemidir. Uçucu yağların hem özel kokusunun hem de kimyasal maddelerinin etkisiyle masaj, banyo ve koklama yoluyla hem duygusal hem zihinsel hem de fiziksel şifa amaçlı kullanılmasıdır. Özellikle Hindistan’da ayurveda da lavanta kokusu öneriliyor. Köprücük kemiklerine birer damla ya da şakaklara hafifçe sürülmesiyle uygulanıyor.  Sakinleşmeye yardımcı oluyor. Ayrıca vücut tipinize göre de kokular veriliyor. Ayurvedik bir doktora danışmanızı öneririm.

6-OYUN OYNAMAK ve GÜLMEK İÇİN ZAMAN YARAT:
Hepimizin keyifle ve kolayca yapabileceği bir uygulama. Oyun yetişkinler için maalesef unutulan bir etkinlik oldu. Aslında seni gülümsetir, güldürür ve dünyanın hızından bir süreliğine uzaklaştırır ve çok iyi gelir. Pandemiden önce, Suadiye sahilde gerçekleştirmeyi çok istediğim oyun akşamları düzenledik. Yüzlerce can, yüzlerce kişi çocukluğumuz da oynadığımız birçok oyunu hep berber oynamıştık. Frizbi, ip atlama, yakar top, istop, hula hop gibi….  O kadar keyifli geçti ki ve o kadar çok istek geldi ki bizde Büyükada’daki inziva merkezimiz de oyun köşeleri yaptık. Bunlar; trambolin, slackline, masa tenisi langırt, dart gibi… Oyunlar çok özel bir stres sağaltıcıdır. Olumsuz duygu ve düşünce savardır. 

Kaygının çaresi yoktur ancak yönetilebilir. Her şey herkes için işe yaramayacak. Sadece doğal yollardan da kendine yardımcı ol olur mu? Bunu hak ediyorsun çünkü. Olumsuzlukların üstesinden gelmek için yapabileceğin ne varsa küçük ya da büyük dene lütfen, muhakkak fark yaratacak. Düşündüğünden daha güçlü, daha cesur ve daha iyi olduğunu sen de göreceksin.

Evet Güzel Candaş’ım videomun sonuna geldik. 
Bana zaman ayırıp seyrettiğin için çok teşekkür ederim.
Sen doğal yolla kaygılarını azaltmak için neler yapıyorsun? 
Lütfen yorum olarak videomun altında paylaş, okuyana sen de ilham ol olur mu?

Bağlantıda kal…
Hoşça kal…
Aşkla kal…

Leave us a Comment

Your email is never published nor shared. Required fields are marked (Required)

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.