Mutluluk Düşüncende Gizli | Kişisel Gelişim Hikayesi 15

Uzakdoğu’da günün birinde bir tapınak inşa ediliyormuş. Üç işçi birlikte çalışıyor güneşin altında taş kırıyorlarmış. Üçünün ruh hali de birbirinden farklıymış. Ve oradan geçmekte olan bir gezginin dikkati çekmiş ve onlara;

“Kolay gelsin. Ne yapıyorsunuz?” diye sormuş.

Birinci adam “Taşları kırıyorum.” diye cevap vermiş. 

Yanlış bir şey söylememiş ama bunu söyleyiş tarzında, sesinde bir sıkıntı ve üzüntü varmış. Aldığı cevap karşısında, “Elbette ki taşları kırmak nasıl eğlenceli olabilir ki” diye düşünmüş.

İlk işçi soruyu cevapladıktan sonra gönülsüzce taşları kırmaya devam etmiş. 

Gezgin, ikinci adama bakmış ve adam ona, “Hayatımı kazanıyorum” diye cevap vermiş. Ve bu adamın söylediği de doğruymuş. Ancak her ne kadar mutsuz görünmese de gözlerinde coşkuya dair hiçbir iz yokmuş. “Elbette ki, hayatını kazanmak için ağır bir işte çalışıyor ve böyle bir işin insanı mutlu etmesi mümkün olabilir mi?” diye içinden geçirmiş.

Gezgin bu kez de şarkı mırıldanan keyfi yerinde olan üçüncü adama bakmış. Adam şarkı söylemeyi bırakmış ve “Ben bir tapınak inşa ediyorum” demiş. Gözleri parlıyormuş ve kalbinden gelen bir şarkıyı söylüyormuş. Bu sefer gezgin inşaatı birden bambaşka bir şekilde görmüş… 

“Bir tapınak inşa etmek insana tabi ki mutluluk verir. Bu işçi ileride kim bilir kaç insana ev sahipliği yapacak manevi bir mirasın yapımında çalışıyor. Böylesine özel bir şey yaratmaktan daha mutlu edecek başka bir şey olabilir miydi ki?” diye düşünüp gülümsemiş…

KISSADAN HİSSE
Mutluluk senin düşüncelerinde, içsel atmosferinde, hayat tarzında gizlidir. Yaşanılanlar, yapılanlar aynı olabilir. Ancak her şey senin hayata karşı tutumunla değişebilir.

Eğer istersen mutluluk her yerdedir. Önemli olan mutluluk duygusuna ulaşabilmek için doğru bir tavırda olmaktır. Böylece herkesle aynı durumda olsan bile daha mutlu olabilirsin.

Mutluluğu bulmanın da ilk adımı zihni eğitmektir. Çünkü olumsuz bir zihinle olumlu bir hayat yaşayamazsın. Her şey senin bakış açınla şekillenir. Baktığın, gördüğün, duyduğun, dikkatini verdiğin her şey sana özgüdür. Algılayış biçiminle bir hayat yaratırsın, bu yaratmış olduğun hayatta her şey sana özel olur. 

‘Algı’ kişiye göre değişir. Neye dikkat ettiğinle ve daha sonra bunu nasıl yorumladığınla alakalıdır. Mutlu ya da üzüntülü, coşkulu veya sıkıcı, eğlenceli ya da keyifsiz… 

Geçtiğimiz anın içinde seyahat ederken bütün olanları yorumlarız. İnsanın algısı, yaşadığı bütün deneyimlere otomatik olarak sızar. Yaşanılan durumlar, zihninin sana ne söylediğinden ibarettir. Çoğu zaman, arkadaşınla aynı filme gidip çıkışta bambaşka sahnelerden söz etmek gibidir. Yani aslında her şey zihnindeki mercekle ilgilidir.

Tıpkı hikayedeki gibi zoraki ya da sıradan görev yaptığını düşündüğünde; bir işin neye hizmet ettiğini bulduğunda sıradan iş olmaktan çıkar.  Yapılanların içindeki fırsatları keşfetmek, bütünün farkında olmak her zaman kişinin kendi sorumluluğundadır.  

“Herkesin bakmadığı yönden bak” demiş Hz. Mevlâna.

Bu sorumluluğu alırsan zihnini eğitmeye başlarsın. Böylece olaylara nasıl daha duru ve olumlu bakacağını öğrenirsin. Gül çiçeğinden bir örnek vereyim. Bir güle baktığında, gülün dikenleri olduğu için üzülüp şikâyet edeceğine, dikenlerin bir güle sahip olmasına sevinirsin. 

Güllerin muhteşem olduğunu görmek seçimdir. Yaşama bakış açın yaşam kaliteni değiştirir. Bakmakla görmek arasındaki farktır. Sadece bakarsan dikenleri fark edersin. Eğer gerçekten görmek istersen de gülleri; hatta diken, diken olmak çıkar ve şöyle dersin ‘şu dikenlere bakın ne güzel gül açmış’…

Hz. Mevlâna “Kusur bulmak için bakma birine. Bulmak için bakarsan, bulursun. Kusuru örtmeyi marifet edin. İşte o zaman kusursuz olursun” demiş.

Olumlu zihninle, sevgi dolu, coşku dolu, gülümseyen bir yüzle güzel bir hayat yaşaman ve yaşatman dileğimle…

Leave us a Comment

Your email is never published nor shared. Required fields are marked (Required)

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.