Merhaba Güzel Candaş’ım;
Bu videoda; daha çok üzülmemen için tavsiyeler vereceğim.
Bana bugüne kadar içten gülümsememle ilgili çokça yorum ve soru gedi. Hepsi için çok teşekkür ederim. Aralarında İlginç sorular da olmuyor değil, şöyle ki;
Mert hocam bu kadar gülümsediğine göre hiç üzülmüyorsun galiba? Sahi sen hiç üzülüyor musun Mert hocam? Ah Güzel Candaş’ım üzülmeden yaşamak mümkün olabilir mi?
Hiçbirimiz makine değiliz ki! Üzüntü insanın yaşadığı temel duygulardan bir tanesidir. Hayatta mutluluk, sevinç, neşe var olduğu gibi tabi ki acı, ıstırap, sıkıntı, üzüntüde var. İnsan yaşadığı sürece hayatın iniş çıkışlarında, her duyguyu deneyimler. Üzüntüyü de deneyimleyecektir.
Ne var ki son dönemlerde giderek artan kişisel gelişim adı altında yapılan çalışmalarda; katılımcılara sonsuz mutluluk vaat ediliyor. Meşhur olumlamalar da veriliyor. Eskiden çok daha da meşhurdu. Çok şükür gerçekler şimdi görülmeye başladı. İçinde hiçbir duygu barındırmadan papağan gibi, Günde bilmem kaç kere ‘mutlu olmayı seçiyorum’ ‘mutlu olmayı seçiyorum’ ‘mutlu olmayı seçiyorum’ diyeceksin ya da ‘üzülmemeyi seçiyorum’ ‘üzülmemeyi seçiyorum’ ‘üzülmemeyi seçiyorum’ diyeceksin. Ya hiç üzülmeden yirmi dört saat boyunca başına ne gelirse gelsin mutlu olacaksın. Vay be! Böyle bir şey olabilir mi? Hadi diyelim ki oldu. O zaman tüm dünya daha mutlu bir halde olmaz mıydı? Eğer bu safsatalara inanıp yola çıktıysan sonunda daha çok yara alırsın, daha çok üzülürsün. Mevlâna ‘Kuru duayı bırak ağaç isteyen tohum eker’ demiş. Bu kadar öğreti, içsel yol, disiplin ne diye var? Duygularımızın ve nefsimizin kölesi olmamak için. Üzülmek insanın en doğal duygularından biridir. Üzülmemek elde değildir. İçinden geçtiğimiz dönem, buna bir örnektir.
Neredeyse her gün izlediğimiz hayvana, çocuğa, kadına şiddet haberleri. Bitmeyen ırkçılık, adaletsizlik, zorbalık ve tüm dünyada salgın hastalıktan bunca ölüm ve şifa bekleyen canlar varken üzülmemek nasıl mümkün olabilir güzel Candaş’ım? Elbette olamaz üzüntüyle takip ediyoruz. Kulağımız gözümüz hep gelecek iyi haberlerde. Ancak üzüntü halindeyken bile sevgiyle; tefekkür, gayret ve sabır içinde olman değerlidir. Gücün hangi konuda neye yetiyorsa paylaşarak şifa olmalısın. İnsanların sonsuz mutluluğu ararken kaybolunduğunu ve daha çok savrulduğunu görüyorum. Üzülmemek diye bir şey yoktur. Lütfen içsel yolculuğuna çıkın. Doğru bir rehberle ve doğru bir yoldaşla çık. Çık ki duygularını daha iyi tanı ve yönet. Acı hissetmek, üzülmek çok doğaldır. Mevlâna nasıl güzel dile getirmiş ‘Çölde bir kum tanesiyim ama tüm çölün derdini taşıyorum’. Sadece bu durum ağır bir hastalığa sevk etmesin. Seni depresyona sokmasın. Sağlıklı düşünebilesin sağlıklı duygularını yaşayabilesin. Bir yakınını kaybettiğin zaman bile cenazede güçlü durmanı ağlamamanı söylerler. Matemini yaşamalısın ama ertelemeden tam zamanında ne az ne çok değerinde ve yeteri kadar. Ve bunların ayrımını iyi yapmalısın…
Öğretilerde anlatılan sevdiğim bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Zamanın birinde; bir kadın tek evladını kaybetmiş. Üzüntüden bir türlü çıkaramıyormuş. Gözyaşları bile akmaz olmuş. Çocuğunu yaşama tekrar döndüremeyeceği için en azından acısını dindirecek çareler aramaya koyulmuş. Bir bilgenin yanına gitmiş ve durumu anlatmış. Bilge de ona birkaç teselli sözü söylemek yerine; “Acını dindirmenin tek yolu var. Eğer bana, hayatlarında hiç acı tatmamış bir evden, bir tutam tuz getirirsen, derdine çare olurum. Acını yok ederim” demiş. Kadın heyecanla bilgenin yanından ayrılmış. Hiç vakit kaybetmeden ev ev dolaşmaya başlamış. Bir türlü bulamıyormuş tabi ki. Kocaman pahalı şaşalı bir eve denk gelmiş. Orada bulabileceğini düşünmüş. Çalmış kapılarını. Evin kapısını bir genç açmış ona, “Ben hiç acıyı tatmayan bir ev arıyorum. Bu benim için çok önemli. Acaba doğru yerde miyim? ” diye sormuş acılı kadın. Onu içeriye almış genç ve üzüntülü bir ifadeyle “Maalesef teyzeciğim. Yanlış yerdesin” demiş ve başlarından geçen hastalıkları kazaları ölümleri bütün trajik olayları bir bir anlatmaya başlamış. Kadın kendi kendine ‘‘Demek ki çatılar ne sıkıntıları örtüyormuş. Bunlar benden daha acılı. Bunlara birinin yardımcı olması gerekir’’ diye düşünmüş. Ve orada kalıp onlara yardımcı olmaya karar vermiş. Yardımcı olduktan sonra acısı olmayan başka evler aramayı sürdürmüş… Ama nereye gitse her birinde acılı dolu bin bir hikâye duymuş. Ancak insanların üzüntülerini azaltabilme işine öylesine kendisini kaptırmış ki, nerdeyse evladının acısını ve onu unutturacak olan bir tutam tuzu aramayı unutmuş. Böylece yavaş yavaş acı ve üzüntü hayatından sıyrılıp gitmiş… Birbirimize sevgiyle destek olalım. Şifa olalım.
Toplumsal yaşadığımız üzüntülerimiz gibi bireysel yaşadığımız üzüntüler de var. Ne zaman üzülürüz peki? Kayıplarda ayrılıklarda çok üzülürüz. Sevdiğimiz bir canı kaybettiğimizde, işimizi kaybettiğimizde, sevgilimizi kaybettiğimizde çok üzülürüz. Ayrıca kıymetin bilinmediğinde vefasızlık yapıldığında, hayal kırkılığına uğradığında, iletişim sorunu yaşadığında, kötü ve hak etmediğin sözler duyduğunda da üzülürsün. Hatta filmde ya da bir kitapta bile yaşanan acıklı hikâyelere üzülürsün… Saymakla bitmez bunlar benim ilk aklıma gelenler… Bazıları gerçekten üzülmeye sebepken bazı durumlar için şu fani dünyada kendimize bahaneler mi yaratıyoruz diye düşünüyorum. Kısacık hayatımızda sudan bahanelerle, sebepsiz yere üzüntüler yaşayarak kendi ruh halimizde boranlar oluşturmayalım. Öyle ki izlediği yarışma programında sevdiği kişinin elenmesi bile, dizideki sevdiği karakterin çıkması bile üzücü olabiliyor. Çocuklar ve gençler bizim için çok önemli. Onlarla da sohbet ediyorum. Onlar da üzgün. Oynadıkları video oyununda bölümü geçemediğinde, istediği telefonu alamadığında, hatta youtuber olamadığında, arkadaş grubunda problem olduğunda üzülüyorlar. Yani bir şekilde herkes üzgün…
Hindistan’da bir sohbet sırasında bana sordular. ‘’Bizim müzik albümlerinde 8 tane eğlenceli hareketli müzik varsa 2 tane hüzünlü vardır. Sizin müzik albümlerinizde 2 tane hareketli eğlenceli şarkı varsa 8 tane hüzünlü şarkı var neden dediler? Galiba ülkece arabesk ağırlıklı bir toplumuz. Hayatımda eminim sende yaşamışsındır çok acı dolu deneyimlerim ve tecrübelerim oldu. Bazı üzücü olaylar başa gelemeden kıymetini bilmek, hayata şükranla sarılmak değerli. Üzülmek için sudan sebepler arama. İlla sudan sebeplerle bir şey yapacaksanız lütfen neşeli bir şeyler yapın. Üzülmek ile hüzün kelimeleri sözlükler de bile neredeyse aynı anlamda kullanılıyor. Üzüntüyle hüzün farklıdır. Üzül ama hüzünlenme. Üzülmek daha kısa sürelidir ve bir nedeni tetikleyicisi vardır… Bazen birkaç dakika saat ya da günler sürebilir ancak hüzün çok uzun sürelidir. Sebepli ya da sebepsiz olabilir. Yaşam sevincini kaybettirir. Hüzünle, hareketsiz, heyecansız, coşkusuz, keyifsiz yaşanır. Üzülebiliriz ama hüzünlenmeyelim…
Ve şimdi daha çok üzülmemen için 8 tavsiye, 8 can simidi zamanı, hazır mısın? Başlıyorum.
1- ÜZÜNTÜNÜ İNKÂR ETME!
Üzüldüğün zaman hemen değişen duygunu fark et ve olduğu gibi yaşa. Kendini izle ve sen de neleri değiştirdiğinin farkında ol. Lütfen üzüntünü abartma ve yok sayma. Üzüntüden saklanma ve kaçma. İnsani bir duygu olduğunu kabul et ki çözümleyebilesin.
2- ÜZÜNTÜNÜN HEP KALICI OLDUĞUNU DÜŞÜNME!
Tüm duygular gelip geçidir. Sen de misafirdir. Üzüntünün de geçici olduğunu hatırla. Bu dünya da hiçbirimiz kalıcı değiliz ki! Dünyanın geçici olduğunu hatırlarsan olaylara ve duygulara bakış açın değişir. Daha az üzülürsün. Ne demiş güzel Yunus Emre’m ‘’derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur.’’
3- MATEMİNİ TAM YAŞA!
Şimdiki zamanına sahip çık. Anını yaşamak için kendini geliştir. Her şeyi zamanında yaşa! Matemdeysen matemini; kutlamadaysan kutlamanı tam ve güzel yaşa.
4- MUTLU HAYATLARI SOSYAL MEDYADA PAYLAŞILANLAR GİBİ SANMA!
Oranın gerçekliği göründüğü gibi değil. Sanal bir gerçeklik. Sahte paylaşımlar oldukça fazla. Mutlu olmadan mutluymuş gibi gösteren, gitmeden gitmiş gibi yapan çok profil var. Sosyal medya da nispet ön plan olduğu için bu seni üzmesin. Paylaşımında nispet yaparak sahte mutluluk yaşamaktansa, herkes mahrem sınırları içinde kendi hayatını yaşasa dünya daha mutlu bir yer olacak. Sen kendi gerçekliğini ortaya çıkar. Kendi hayatınla ilgilen. Kendi mutluluğunun peşinde ol… Kalbini dinle.
5- SENİ ÜZEN İÇERİKLERDEN UZAK DUR!
Seni üzen yayınlarla arana mesafe koy. Televizyondaki şu dramatik dizileri, şiddet içeren filmleri, sosyal medyada viral olmuş iç acıtan haberleri bir süreliğine seyretme. Detox yap. Sanal ortamlarda üzücü içerik seyretmeme orucu tut. Bir şeyler izleyeceksen tam tersi daha olumlu keyifli neşeli içerikler seyret…
6- BAŞKALARININ SENİ SÜREKLİ ÜZMESİNE İZİN VERME!
Eğer seni üzmüşse ve bu durum artık önü alınamaz şekilde devam ediyorsa; sen izin verdiğin için oluyordur. Affedici ol. Ancak onlara seni bundan sonra üzme lüksünü verme. Başkalarının eline, mutluluğunun ve üzüntünün yularını bırakma.
Kendi geminin kaptanı sensin. Geç dümenin başına. Yol al sevgiyle, aşka merhamete…
7- ÖNCE KENDİNİ SEV VE ŞEFKAT GÖSTER!
Güzel Candaş’ım; Sev! Sev! Sev! Sevgiyle dol. Şefkatle dolu ol. Ancak Seven insanlar zorluklara ve acılara göğüs gerebilir. Şems-i Tebrizi ne güzel söylemiş: ‘‘Sevmeyene karınca, yük olur. Seveneyse filler karınca. Dağı bile taşır insan; âşık olup inanınca’’ Sevmeyen âşık olman insan peşinen üzüntünün içinde yaşar. Sevmek için başkalarının gelmesini bekleme. Önce kendini sev. Önce Kendine şefkatle yaklaş. Beşer varlıklarız. Hataların ve başarısızlıkların tabi ki olabilir. Sadece aynı yanlışları tekrarlama ve doğrunun peşini bırakma. Kendini acımasızca yargılama. Kendine karşı daha anlayışlı ve şefkatli olmayı öğren. Kısaca güzel Candaş’ım sev kendini…
8- BEKLENTİLERİNE DİKKAT ET!
Ah beklentilerin. Bitmek bilmeyen o beklentilerin yok mu? Gerçekleşmediğinde karşılanmadığında seni üzer. Sevgilinden eşinden arkadaşından ailenden, çalışanından, patronundan beklentine karşılık gelmeyince seni aşağıya doğru çeker.
İlla beklentin olacaksa kendinden olsun. Kendini geliştir farkındalığını arttır. Bir önceki günden daha iyi olmayı hedefle. Kendinden iste ne istiyorsan kişilerinden beklentilerini en aza indir. Kendine emek ver. Mevlana’nın sözü kulağına küpe olsun ‘‘Üzülme ey can! ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir’’ Sabret, Bak o zaman nasıl güzel mutluluklar, mucizeler kapını çalacak…
Bir Videomun daha sonuna geldik Güzel Candaş’ım.
Bana zaman ayırdığın için çok teşekkür.
Peki sen daha çok üzülmemek için neler yapıyorsun?
Yorumunu lütfen videomun altında paylaş. İlham ol olur mu…
Bağlantıda kal…
Hoşça kal…
Aşkla kal…