Büyük Zen üstadlarından biri olan Lin Chi’nin öfke ile ilgili sevdiğim bir hikayesini paylaşacağım.
Üstad Gençliğinden beri küçük bir kayıkla, tek başına göle açılır, saatlerce kalırmış. Kimsenin olmadığı zamanları tercih eder, kayığında sessizliğin ve yalnızlığın tadını çıkartırmış.
Yine mehtaplı bir gecede, gözleri kapalı halde meditasyon yaparken, bir şeyin kayığına çarpmasıyla sarsılmış ve meditasyonu bozulmuş.
Gözleri kapalı olduğu için; “Koskoca gölde beni nasıl görmez de çarpar diye düşünmüş. İçinde büyük bir öfke yükselmiş.” Gözlerini açmış ve öfke içinde tam kayıktakine bir şey söyleyecekken; o da ne, bir bakmış ki kayıkta kimse yok kayık boş.
İşte o anda öfkesini gösterecek bir kişiyi bulamamış. Kayıkta kimse yokmuş. Yalnızca rüzgarla hareket ederek, gelip üstadın kayığına çarpmış. Bu sebeple yapacak hiçbir şey olmadığını ve öfkesini boş bir kayığa yansıtamayacağını düşünmüş.
Öfke oradaymış ama, çıkış yolu bulamadığı için o anda gözlerini kapatmış. Ve öfkenin asıl kaynağını bulmak için içine yönelmiş. İçinde özel bir noktaya ermiş ve bir farkındalık sıçrayışı yaşamış. Artık o boş kayığın, ona rehberlik ettiğini ve onun ustası olduğunu söylemiş.
Biri gelip ona hakaret ettiğinde yalnızca gülümsüyor ve diyormuş ki: ‘Bu kayık da boş…’ Gözlerini kapatıyor ve içine doğru yolculuk yapıyormuş.
KISSADAN HİSSE
Sana da çarpan öyle çok boş ve savrulmuş kayık var ki. Öfkeni kayıklardan çıkarmaya çalışma. Öfke senin içinde var olan bir duygu; temelleri çok eskiye dayanan ve biriktirilen. Neye tepki verdiğinin bir önemi yok. Gözlerini öfkeye kapattığında içeride gördüğün şey gerçek duygundur. Belki engellenmişsindir, incinmişsindir, değer görmemişsindir, belki de anlaşılmamışsındır.
İçinde birikim olduğunda, boşaltmak için yer ararsın. Ve bunu anlaman için bazen boş bir kayığa ihtiyacın olur. Rüzgarda savrulup, akıntıya kapılan boş kayıklar her zaman karşına çıkacak.
Senin onu nasıl karşıladığın nasıl uğurladığın ve ne dersler aldığın çok önemlidir.
Lütfen bunu hatırla.