Merhaba Candaş’ım;
Bu video da büyük bir erdem olan, sabır konusunda sana ilham olmaya çalışacağım.
Günümüz insanında, hız ve koşuşturma bir saplantı haline geldi.
Sanki her şey hemen olmak zorunda. Olmayınca, kişi önce kendisini strese sokuyor sonra etrafını.
Sabırsız insanlar hemen kendini belli ederler. Sen de eminim denk gelmişsindir.
Örneğin; uçakla yapılan yolculuklarda, uçak durur durmaz ayağa kalkarlar. Hemen baş üstü dolabına yönelirler. Çantasını, eşyasını alıp ayakta beklemeye başlarlar. Kapıların çok geç açıldığıyla ilgili serzenişte de bulunurlar. Bunun bir de uçak piste iner inmez hemen telefonunu açıp, sanki etrafında kimse yokmuş gibi yüksek sesle konuşan modelleri de var.
Peki… Asansörün başında beklerken, ışığı yanan asansör düğmesine tekrar tekrar basmaya ne demeli. Sanki asansör bu hareketle hızlanacak ve yönünü değiştirip gelecek. Bu duruma benzer başka bir durumsa, yaya geçitlerinde trafik lambasındaki düğmeye sürekli basıp yaya ya yeşil yanmasını sağlamaya çalışanlar. Sıkışık, uzun kuyruklar olan trafikte devamlı kornaya basanlar. Ne kadar çok basarsa, mucizevi bir şekilde trafiği ‘’lavabo aç misali’’ hop hemen açacağını düşünenler.
Tabii ki korna çalmak konusun da Hindistan’ın eline kimse su dökemez. Onlar neredeyse ellerini kornanın üzerinden hiç çekmeden araç kullanırlar. Bir de toplu taşıma vasıtalarında, inmeleri gereken duraktan üç durak önce kapıya yanaşanlar. Yaklaşan durakta inecek olanların yolunu kapatırlar. İnerken kendilerine çarpınca, sanki onların suçuymuş gibi söylenirler. Restoranda garsona yemek siparişi verip 5 dakika içinde tüm yemeklerin pişip önüne gelmesini bekleyenler. Bir de üstüne Garsona seslenip “Bizim siparişe ne oldu?” diye defalarca sorup taciz edenler.
Görüldüğü gibi herkes kendi işinin hızlı olmasını istiyor. Kimsenin bekleyecek zamanı ve sabrı yok. Madem öyle hızlı olanların zamanlarının daha çok olması gerekmez mi? Demek ki acelecilik ve telaş zaman kazandırmada işe yaramıyor. Tam tersi zaman kaybettiriyor. Çünkü bir iş aceleyle yapılırsa genellikle hatalı olur, eksik olur, yanlış olur. Bu konuda herkesin bildiği meşhur atasözümüz var. ‘‘Acele işe şeytan karışır.’’
Buradaki şeytandan kasıt biraz önce söylediğim gibi aksiliklerin ve aksaklıkların yaşanma ihtimalinin çok yüksek olmasıdır.
Sabırsız insanlar, şanssız olduğunu söyler. Neden söylerler biliyor musun?
Tüm trafik lambalarındaki yeşil ışık ona yanacak. Markette en hızlı ilerleyen kasa onunki olacak. Aracıyla nereye gitse hemen boş bir park yeri bulacak. Seyahate çıktığında otobüs, uçak, tren hiçbiri bir dakika bile rötar yapmayacak. Harika olurdu fakat böyle bir dünya maalesef yok. Ayrıca bu kişiler olayların kontrolünü hep elinde tutmak isterler. İstedikleri her şey, planladıkları gibi olmalı ve hemen hayata geçirilmeli. Büyük ihtimalle bu istekleri olmaz. Olmayınca da dikkati dağılır, üzülür ve hayal kırıklığı yaşar. Sonrasında cesareti ve yaşam sevinci kaybolur. Lütfen biraz sabır. Ya Sabır…
Sabırsızlık; gerçekçi olmayan şiddetli bir zorlama halidir. Olmayacak şeyleri zorlamak enerji kaybıdır. Sabırlı olmak, gecikmelere ve ani değişikliklere uyum kurabilmektir. Sabır huzurun ve hedefe ulaşmanın güvenli anahtarıdır.
Öyleyse özetle sabır nedir?
Zor koşullar altında morali bozmama, sakinliği ve çabayı ve cesareti kaybetmeme durumudur. Sabır olmak dayanıklılığı ve sağlamlığı kaybetmeden yola devam etmektir. Başkalarına ve hatta kendine sabır göstermek hayatını kolaylaştırır. Sabır büyüme ve olgunluk göstergesidir. Bu nedende çocuklar da çok sabırsız olurlar. Annesini babasını çok fazla zorlarlar. Bir şey almak isterlerse hemen alınmalıdır. Bir şey yapmayı akıllarına koydularsa, hemen yapılmalıdır. Ben de çocukken isteklerimin gerçekleşmesi için ailemi zorladığımı hatırlıyorum. Ne mutlu ki, bizim aile de deyim ve atasözü çok kullanılırdı. Sabırsız olduğumda babam her seferinde sevgiyle kulağıma eğilip “sabır evlat sabır”, “sabreden derviş muradına ermiş” diyerek beni motive ederdi. İyi ki öyle motive etmiş. Hem sabrı hem de sufileri araştırmam için taa o zamanlar güzel tohumlar ekmiş. Şimdi hasatını topluyorum. İçsel yolda ilerlemek için olgunluk; olgunlaşmak için sabır ve zaman gerekir. Olgun insan aynı zamanda nefsini bilen insandır. Nefsini bilmek içinse çile yolu önemlidir. Bilirler ki sufiler “zahmetsiz, rahmet olmaz.”
İkinci kitabım Aşka Kanat Aç’ta yazdığım gibi, olgun bir kelebek olmak istiyorsan tırtılken kozaya girip, kelebek olmak için ayaklarının kanat olması gerekir. Bu sabra bağlıdır.
Hazreti Mevlâna ‘‘Her şey vaktini bekler. Ne gül,
vaktinden önce açar, ne güneş vaktinden erken doğar. Bekle! Senin olan sana gelecektir.’’ demiş.
Mevlâna sabır konusuna çok dikkat çekmiş. Bir başka güzel dizeleri de aklıma geldi. Umarım tamamını aktarabilirim.
Sabret çünkü;
“Açlığa sabredersin, adı oruç olur.
Acıya sabredersin, adı metanet olur.
İnsanlara sabredersin, adı hoşgörü olur.
Dileğe sabredersin, adı dua olur.
Duygulara sabredersin adı, göz yaşı olur.
Özleme sabredersin adı, hasret olur.
Sevgiye sabredersin adı aşk olur.”
Sabırlı olmanın görüldüğü üzere birçok yararı var. Aynı zamanda seni başkalarına karşı kibar, hoşgörülü bir duygudaş, bir gönüldaş, bir yoldaş yapar. Kısa vadeli zevkten ziyade, uzun vadeli mutluluğu yakalayacak sonuçlara ve hedeflere odaklanmana yardımcı olur. Net bir zihinle rengarenk hayaller kurarsın. Esnek planlar yapabilirsin. Başkalarıyla ve kendinle, yaşamın her alanıyla kurduğun ilişkilerde de fayda sağlar. Sabır olmak; deneyim ve tepki arasında ortaya çıkan bir varlık durumudur.
Seni tepkisellikten uzaklaştırıp doğru ve sağlıklı cevap verebilen insan haline getirir. Sabırlı olmak için emek vererek; daha sabırlı, daha olumlu ve daha güler yüzlü olursun. İşin ilginç yanı, sabır konusunda kendini geliştirmek için çalışmalar yaparken de sabırlı olmalısın. Kolay kazanımlar, kolay kaybedilir. Sabır gerekir güzellikleri görebilmek için. Ama senin için sabır çok büyük bir zaman kaybıdır.
Sabredip ne olacak ki? Her şey hızlı olmalı. Zaten kısa sürede sonuç alınmadıysa, uzun sürüde hiç alınmaz ki! Sabırla neler kazandığımı özellikle sağlık konusunda iyi biliyorum. Sabırlı olmaya devam edip, kazandığımı kaybetmek istemiyorum. İstiyorum ki kimse sabırsızlık edip de kazanmak yerine kaybetmesin. Sabrın kökü acı, meyvesi tatlıdır derler. Sabrın sonu kurtuluştur, özgürlüktür. Sabır zaman alabilir ve başlangıçta bir şey olmuyormuş gibi gözükebilir, ama doğru an geldiğinde ‘volkanik bir patlama’ gibi büyük bir gelişme olur. Sabrın kazanımı budur. Sabrın karşısında durmanın bir anlamı yok.
Moso ağacını hiç duydunuz mu?
Daha önce tanışmadıysan, Uzakdoğulu bir çeşit bambu olan bu gizemli ve değerli ağaçla, seni tanıştırmak istiyorum. Bataklıklarda çok zor şartlar altında yetişen Moso ağacı, ilk ekildiğinde 5 yıl boyunca hiç büyümüyor. Ancak 5 sene tamamlandığında, Moso birden her gün 50 – 60 santim uzuyor ve bu uzama 6 – 7 hafta kadar sürüyor. Ve yaklaşık 27 metreye ulaşıyor. Sihirli bir durummuş gibi gelebilir. Evet sabrın sihridir yaşanan.
Moso toprağın altına, o beş sene boyunca sabırla yüzlerce metre kök salar. Bu çabuk gelişmenin sırrı 5 senelik hazırlığın ve sabrın bir neticesi. Önce toprağın altında büyümesi. Zor şartlar altında gelişimini, adanmışlıkla tamamlayan, sanki büyük bir sabır abidesi gibi.
Dışta ve içte gelişim; sakin ve sessizdir. Yalnızca belirli bir seviyeye ulaştığında bunun farkına varırsın. Ve bu senin için güzel sürpriz olur. Çünkü uzun zamandır bir şey olmuyor diye düşünürken olmuştur. Hemen olmaz, ama muhakkak olur. Sana düşen, büyük bir sabra ve tüm varoluşun içsel olarak senin yanında olduğuna dair, derin bir güvene sahip olmandır. Varoluşun yolu sabırdır. Zihin buna tembellik diyebilir. Sen kulak asma ona. Acıya dayanarak, gayretle ve cesaretle, yılmadan, farkındalık kapılarını bir bir açarak yoluna devam et.
Dingin ol, rahat ol ve sabır ol.
Ya sabır.
“Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman açılır bilmem, yeter ki sen o kapıda durmayı bil!” Rumi
Son olarak kendi öğrenim hayatımdan bir örnek vereceğim. Çok okumak istediğim ve sağlık sorunlarım nedeniyle giremediğim üniversiteye tam 18 yıl sonra girmeyi başardım. Ve aynı üniversite de 12 yıldır öğretim görevlisiyim.
Sen de bu videomun altına sabrederek neleri başardığını lütfen yorum olarak paylaş.
İlham ol olur mu?
Bağlantıda kal…
Hoşça kal…
Aşkla kal…